Kategori arşivi: Hurie

Resim Havuzu

Sosyal sorumluluk kampanyaları kapsamında duyarız hep, asıl engel insanların kalbinde diye. Çok da doğrudur bu söylem ama bazen dil söylese de yürek anlamıyor ve insanın birebir görmesi gerekiyor ki gerçekleri idrak edebilsin. İnsanlar basit bir tabirle ikiye ayrılıyor aslında, normal insanlar ve kalbi engelli olanlar şeklinde. Biz Resim Havuzu’nda normal insanların öyküsünü izliyoruz bu durumda. Yapımın kahramanları olan Meryem ve Rıza, bir takım engelleri olan bir çift ama öylesine güzel bir dünyaları var ki, insanın imrenerek bakmaması mümkün değil onlara. Tabiri caizse tozpembe bir dünyaları var. Tozpembe denilince hep olağanüstü hayaller canlanır gözümüzde ama bu iki güzel kalp gerçeğe dönüştürmüşler bunu tozpembe hayalleri. Tertemiz ve imrenilesi aşkları ile ellerinde olan kısıtlı imkânları birer zenginlik haline getirmişler.

Filmin kahramanları olan Meryem ve Rıza’nın son derece akıllı bir de çocukları var ancak, adı üzerinde henüz çocuk o. Yani bazı durumları kavraması çok da kolay olmuyor. Bu sebeple gelişen olaylar, Meryem ve Rıza’nın normal anne babalardan hiçbir farkının olmadığını gözler önüne seriyor. Her anne baba gibi, çocuklarının mutluluğu için olmayan imkânları oldurmaya çalışıyorlar. Hatta çocuklarının mutluluğu için ondan vazgeçmeye bile cesaret edebiliyorlar.

Resim Havuzu, sizi çokça düşündürecek bir yapım. Hem kendiniz, hem aileniz, hem de çevrenizdeki engelliler adına çokça düşüneceğiniz bir film. Ayrıca izlerken çok fazla da engelli kısmına takılmayacaksınız. Çünkü filmin kahramanlarının yaşadıkları da yaşadıklarına verdikleri tepkiler de bizden farklı değil. Siz sadece kendinizi onların yerine koyacaksınız. Ayrıca birbirlerine karşı hissettikleri aşkı görüp, gönlü engellilerden olduğunuzu bile düşünebilirsiniz. Maalesef ki böylesine kötülükten arınmış ve saf bir sevgi bugünlerde çok rastlanan bir şey değil. Ne yazık ki günümüzde insanların birbirine tahammülü yok.

Her şeyden önemlisi ise bu güzel insanların gülümsemeleri çok gerçek. Bir araya geldiklerinde hissettikleri mutluluk, herkesinkinden daha gerçek. Her gün aynı yemeği yiyebilirsiniz. Hatta bazen onu dahi bulamayabilirsiniz. Ancak sevdikleriniz, aileniz ile aynı sofraya oturmaya devam ediyorsanız, şükretmeniz gereken kocaman bir zenginliğiniz var demektir. Meryem ve Rıza’nın küçük oğlu Süheyl de bunu anlıyor. Hiçbir yemeğin annesininki kadar lezzetli olamayacağının farkına varıyor. Ancak anlayana kadar bir dizi olayın yaşanması gerekiyor. Meryem ve Rıza, çevrelerindeki insanlara da birlikte olmanın ve sevgilerinin kıymetini bilmenin dersini veriyor. Birlikte sofraya oturmanın değerini öğretiyor. Eksikliklerinden ziyade fazlalıklarının olduğunu anladığımız bu insanlar, kalbi engelli olanlardan değil. Zaten gerisi de hiç önem taşımıyor.

Resim Havuzu ile hem düşünecek hem de duygulanacaksınız. Dram kategorisinde yer alan yapım, sizi duygulandırırken çokça ders verecek. Çünkü bu insanlar, yarattıkları güzel dünyaları ve sevdikleri için verdikleri çaba ile size örnek olacak. Zamanınızı kıymetli bir film ile değerlendirmek isterseniz, Resim Havuzu aileniz ile birlikte de izleyebileceğiniz mükemmel bir seçim olacak.

Hurie

Gülçehre

Yakın fakat maalesef uzak kaldığımız coğrafyaların acı hikâyelerinden küçük bir kesit bulacaksınız Gülçehre’de. Tarih ve kültürü, sinema ile korumaya çalışan insanların cehalet ile savaşı, yıllardır bitip tükenmek bilmeyen, hatta insanların yaşamının bir parçası haline gelen Afganistan savaşının tam da ortasında yaşanıyor. Dünyadan koparılmaya çalışan toprakların çilesi, bir avuç iyi insan çevresinde dönen olaylar ile anlatılmaya çalışılıyor. Filmin konusu, Afganistan’ın ulusal film arşivi ile tarihi ve kültürünün Taliban tarafından yok edilmeye çalışılması, ayrıca mevcut olan bir adet sinemanın da kapatılması üzerine kurulu. Ancak bu olayların içerisinde yer alan herkes, kendi hikâyesi ile izleyiciyi hüzünlendiriyor. Olayların gerçekler ile olan bütünlüğü ise yapımın dram ve hüznünü daha da yukarılara taşıyor.

Öncelikle insanın içine işleyen bir müzik karşılıyor sizi filmin başında. Anlıyorsunuz ki, yüreği cız ettiren bir şeyler var burada. Savaş şartlarının çetinliği bir yana, bitmek tükenmek bilmeyen savaşın bu insanlarda yarattığı tahribat çok net bir şekilde gözler önüne seriliyor. Ayrıca insanların dünyadan koparılmaya çalışılması, sanat ve sinema üzerinden gerçekleştiriliyor. Televizyonların dahi olmadığı bir düzen düşünün. İnsanların gelişimi, bilgilenmesi, başka diyarlar ile olan iletişimi tamamen koparılarak din savunuculuğu yapılıyor. Taliban’ın Afganistan üzerindeki tahrip edici etkisini anlatan bu sanatsal yapım, sizi de pek çok konuda sorgulamaya itecektir.

Ayrıca filmde İslam’ın yanlış ellerde olması ile ne gibi yanlış sonuçların elde edildiği gözleniyor. Halkın hem geçmişini hem de geleceğini ortadan kaldıran güçlerin, bunu din adı altında gerçekleştirmesi ise oldukça ironik. Nitekim İslam yakıcı ve yıkıcı bir din değildir. Gülçehre, sinemanın bu güçler tarafından yakılıp yıkılma hikâyesini, aşk, hoşgörü ve arkadaşlık kavramları çerçevesinde yaşanan bir dram olarak anlatmaktadır. Bölgenin gerçeklerine ışık tutan yapım, televizyonu dahi olmayan insanların bize uzaklığı gibi bizim de onlara ne kadar uzak olduğumuzu hatırlatıyor. Onların bizden uzak olması gibi bizim de onlara uzak oluşumuz ve yaşanan ağır dram gözler önüne seriliyor. Filmin son sahneleri ise daha da yükseliyor ve can yakıcı hale geliyor. Yüze vurulan gerçekler, izlediğinizin savaşta yaşanan romantik ve mutlu sonlu bir hikâye olmadığını gösteriyor. Gerçeklerin böyle tozpembe sahneler ile anlatılamayacağı gerçeği dikkat çekiyor.

Ayrıca Gülçehre‘nin size düşündüreceklerinden biri de kadınların İslam’daki yeri olacaktır. Allah’ın emaneti olan kadınların, nasıl yok sayıldığı ve adeta cansız bir varlıktan farksız görüldüğü yapım, yine İslam’ın yeterince tanınmadığı ya da yanlış ellere emanet edildiğinin göstergesi olarak değerlendirilebilir. Genel itibariyle, savaş, sinema, aşk, kültür ve adaletsizliklerin ele alındığı eser, sanatsal açıdan oldukça niteliklidir ve özellikle son sahneleri ile izleyiciyi etkisi altına almaktadır. Başarılı İran yapımlarından biri olarak değerlendirebileceğiniz eser, sizi de pek çok konuda düşündürecek bir yandan da hüzünlendirecektir.

Hurie