Etiket arşivi: Allah Yakındır

Allah Yakındır

Dün gece izleyebildim nihayet. Tasavvufla ilişkisi olmayan birisinin bu filmi nasıl bulacağını bilemiyorum. Aşkın zerresini tatmamış bir damak ne der? Böyle bir damağın lezzetine ilkin ne sunulmalıdır? Bir rüyanın bir rüya olmadığını, bir pin kodu görevi gören rüyaların hasıl olduğu yaşamların nasıl bir dönüşüme uğrayabildiğini nasıl anlatmalıdır bunu deneyimlememiş birisine? Deli denilmez aslında onlara diyebilmek ne mümkündür? Zaptedilemez ruhları arada bir şahlanıveren, uçarı-aşırı bulunabilen insanlara olan muhabbetimden bahsetmek için iyi bir yer midir film kategorisi?.. Farsça neden kulağıma hoş geliyor? Şair olmak için daha uygun bir dil var mı acaba?

Çekimlerinden, oyunculuklardan, filmden bahsetmek biraz yavan kalacak bu manada. Çok sevimli bir filmdi benim için. Yaşama olan coşkusu, neşesi ile deli zannedilen Rıza’nın yol izini izlemek isterseniz buyrun. Tasavvuf öğeleriyle bezenmiş, eski görünümlü bir film… Dini film kategorisinde geçiyor:

Hüda Nezdik Est (Allah Yakındır)

Şöyle bir anektod var filmde:

– Nereye gidiyorsun, Rıza? Tamamen hazırlanmışsın.
+ Leyla’nın peşinden gidiyorum, Seyyid Yahya. Leyla’yı arıyorum.
– Leyla dün kendi ayağıyla sana gelmişti, sen gitmesine izin verdin.
+ Başka bir Leyla’yı arıyorum. Kimsenin benden alıp-götüremeyeceği. İstediğim zaman, kendisiyle konuşabileceğim, bize her şeyden daha yakın olanın.. Eğer aşık olursan, başka kimseye muhtaç olmayacağın (O Leyla’nın)..
– Allah her yerde hazırdır. Nerede kendini O’na daha yakın hissediyorsan, ona bakmalısın. Bir yetimle ilgilenince, ya da bir evsize barınak sağladığında, veya bir hasta ziyaretinde, ya da bir kırık kalbe merhem olurken..
+ İkisini birden sevemem. İnsan nasıl olur da Leyla’sız yaşar?
– Herkes Leyla’yı arıyor. Fakat, bazıları hata ediyor. Sadece Allah biliyor.

Yol İzi

HÜDA NEZDİK EST

ALLAH YAKINDIR (HÜDA NEZDİK EST) İRAN FİLMİ / ÇIKARIMLAR

(Spoiler içerir)

İzlediğim filmler arasında; beşeri aşkı, onun mecazi aşka dönüşünü en güzel şekilde ifade eden bir yapımdı.

1. Hayatta ne kadar da farkında olmadan kibre kapılıp, bize benzemeyen (eğitim durumu, maddi imkanları, düşünceleri, itibarı) insanları küçük görüyoruz.

Gururumuzu bir kenara bırakıp da karşımızdakini tanımaya çalışsak belki bizim için en doğru insan o olacaktır. Leyla öğretmen içinde öyle olmadı mı? Maddi durumu, itibarı yüksek diye seçtiği insan onun için yanlış kişi değil miydi?Peki gururunu bir kenara bıraktığında karşısında rızayı bulması tesadüf müydü?

2. İnsanı Allah’a yaklaştıranın makam, mevki, para, eğitim olmadığını sadece iyi niyetlerle yapılan güzel amellerin olduğunun örneğiydi Rıza. Küçük kızın çürük olan elmalarını satın alması da bu güzel kalbinden dolayıdır belki.

3. İnsanın çalıştığı işte bile mahremiyete önem vermesi beni çok etkiledi.Filmin geçtiği zamandaki İran’da, ulaşımın zor olduğu köylere motosikletle ulaşım sağlanıyor. Rıza da abisinin ölümünden sonra ondan kalan motosikletle bu işi yapmaya başlamıştı.

Onu diğerlerinden ayıran fark ise mahremiyete önem vererek, motorun arkasına kadınlarda bindiği için, sırtına bir elma kasasını bağlamış olmasıydı.

4. Filmin sonuna doğru hissettiğim ise; hayatın sürprizlerle dolu olduğunu bir kez daha anlamamdı. İstediğimiz olayın gerçekleşmemesi belki de zamanın yanlış olmasındandır. Sabırlı olmalıyız zamanı geldiğinde her şey daha güzel olacak buna emin olun ve hayatınızın size sürprizler yapmasına izin verin.

5. Rıza’nın öğretmene olan aşkının artık İlahi aşka dönüşmesiyle, maşukun artık bir var olan bir yok olan Leyla’yı değil de O sonsuz olan Sevgiliyi istemesi.

Bir Kalem Bir Dünya

Allah Yakındır

خدا نزدیک است (Hüda Nezdik Est) orijinal isimli İran filmi. Başrolde muhitin delisi Rıza (Babek Hamidiyan).

Deli diyorlar ona ama öyle değil. Rıza diğerlerine göre coşkulu yaşıyor.

Rızanın ruhu, konfora düşkünlük göstermemiş.

Çabalayarak, didinerek günlerinin içini doldurmaya çalışan bir motorsiklet taksi rıza.

Bir gün gözlerinden kalbine giden o savunmasız yolda aşk’a düşer Rıza.

Yeni köy öğretmenine daha ilk bakışta aşık olur.

Her gün, bir sonraki gün onu görecek olmanın heyecanıyla yatağına girer, onu düşünür düşünür ve düşünür.

Unutur her şeyi, onu düşünür.

Altını bir miktar çizeceğim diyaloglar dışında, tasavvufa biraz ilgi duyan herkesin izlemesi gereken bir film.

Filmin yönetmeni Ali Vezirian. Gerek senaryo, gerek oyunculuk ile göz, gönül dolduruyor.

Tabi ilgisi olanlara hitap eden bir senaryo olduğunu söylemek lazım.

Ama eğer ilginizi çekerse izlediğiniz en iyi on filmden biri olması kaçınılmaz.

Filmde Leyla ile Rıza gri bir günün ortasında ağaçların arasında otururken dingin bir diyaloğa girerler;

– ‘Yüreğim kanıyor.., ama, heyhat! Bu yaraya bir merhem yok!’

+ Hafız’ın şiiri.

– Hayır. Bu şiir Seyyid Yahya’nın. Her üzüldüğünde bunu okuyor.

+ Ben de her üzüntülü anımda bir şiir okuyorum:

“Ey, Aşk..! Ateşdir senin nesebin..;

Niteliğin dumandır, kaynağın ise rüzgar..

Su, tufâna dönüştü.. Toprak da küle..;

Senin kokunla ateş rüzgara karıştı…

Şirinsiz her saray, bi sütûn gibi viranedir..;

Ferhatsız her dağ bir saman çöpüdür rüzgarda…

Yedi nesil öteye, tüm atalarımız gâmdı..;

Bize miras kalan hep sonsuz keder oldu..

Rüzgar esince toprağımızdan senin kokun geliyor..;

Sadece sen kalacaksın, biz hepimiz gidince…”

Meyilli olanları, Bab’aziz de anlattığımız o ateşe uçan pervane/yusufçuk gibi yakacak bir sahnedir.

Leyla, bu sahneden sonra Rıza’ya ilgi duyar.

Ama ilgisi sadece merhamet içeriklidir.

Rıza’nın aşkı hala tekil, hala yanlızca kendisini bağlayan bir haldir.

Çok da önemli olmayan bir spoiler olacak ama izlemeden önemsiz olacak, gün gelip Leyla gittiğinde, bir zalime yar olduğunda Rıza kozadaki tırtıl olur. Ve o gün gelir, çıkar kozasından özgür bir kelebek gibi aşkın özüne konar.

– Nereye gidiyorsun, Rıza? Tamamen hazırlanmışsın.

+ Leyla’nın peşinden gidiyorum, Seyyid Yahya. Leyla’yı arıyorum.

– Leyla dün kendi ayağıyla sana gelmişti, sen gitmesine izin verdin.

+ Başka bir Leyla’yı arıyorum.

Kimsenin benden alıp-götüremeyeceği.

İstediğim zaman, kendisiyle konuşabileceğim, bize her şeyden daha yakın olanın..

Eğer aşık olursan, başka kimseye muhtaç olmayacağın (O Leyla’nın)..

– Allah her yerde hazırdır.

Nerede kendini O’na daha yakın hissediyorsan, ona bakmalısın.

Bir yetimle ilgilenince, ya da bir evsize barınak sağladığında, veya bir hasta ziyaretinde, ya da bir kırık kalbe merhem olurken..

+ İkisini birden sevemem. İnsan nasıl olur da Leyla’sız yaşar?

– Herkes Leyla’yı arıyor. Fakat, bazıları hata ediyor. Sadece Allah biliyor.

Ersin Harman, Elazığ Yeni Ufuk Gazetesi

Allah Yakındır

KHODA NAZDİK AST (HÜDÂ NEZDİK EST) / GOD İS NEAR / ALLAH YAKINDIR

Yönetmen Ali Vezirian’ın gerçek aşkı (ilahi) anlatan 2006 yapımı ödüllü filmi Allah Yakındır. Rıza’nın bir köy öğretmenine olan mecazi aşkından ilahi aşkı bulmasını anlatan filmde Hâfız El Şirâzî’nin şiirlerine rastlamak mümkün.

Allah Yakındır, bir köy yerinde öğretmenlik yapmaya başlayan genç bir öğretmen ve onu kasabadan köye getirip götüren motosiklet sürücüsü olan Rıza arasında filizlenen aşk hikâyesini konu alıyor gibi görünse de Rıza’nın bu yolda ilahi aşka ulaşmasını anlatıyor. Yaşadığı köydekiler tarafından biraz aklı havada olarak tanımlanan bir gençtir Rıza. Bakış açısı gerçekten de yaşadığı çevredeki insanlardan biraz daha farklı olan bu genç, ana yol selden zarar gördüğü için geçimini motosiklet taksiciliği yaparak kazanmaktadır. Bir gün tesadüf eseri köyün yeni öğretmeni onun motosikletine biner. Rıza Bu genç öğretmene âşık olur. Bu aşk onu divane etmiştir.

“Beni âşık ettin ama vefâ etmedin,

Ey bânû cân!

Beni ayırdın aşkından sen,

Ey bânû cân!

Beni dünyada avâre bıraktın,

Ey bânû cân!

Ağaçlar şimdi çiçek açmaya başladı,

Ey bânû, bânû cân!”

Film ilmi ve felsefi açıdan yeterli diyaloğa sahip olsa da kişiler arsında geçen diyaloglarda durağanlıkların olması yer yer sıkılmaya sebep verebiliyor. Ama bazı yerlerde durup düşünebiliyorsunuz. Sizi can evinizden vuran diyaloglar bir kez daha izleme isteği doğuruyor. Felsefi açıdan değerlendirmek ve sindirerek izlemek gerek. Ayrıca diyalogların içine gizlenmiş sembolleri de ayrıca yorumlamak gerek. Film bu açıdan değerlendirildiğinde keşfedilmemiş güzelliklerle dolu.

Allah Yakındır filmi ile yönetmen İranlı yönetmen Ali Vezirianİran 25. Uluslararası Fecr” Film Festivalinde, En İyi Yönetmen ve İtalya’da “10. Din ve Günümüz” Film Festivalinde “Don Tonino Bello” ödüllerini kazandı. Ayrıca “Rıza” rolünde izlediğimiz Babek Hamidiyan da “Cambaz” filmindeki şahane oyunculuğuyla “İran Sinema Kutlaması”nda En İyi Erkek Oyuncu ödülünü almış.

İran yapımlarını ve Tasavvuf filmlerini seviyorsanız Allah Yakındır’a mutlaka bir şans vermelisiniz.

“Geldi üzerime üç keder, bir anda yalnızlık, esaret ve sevgilinin hasreti.

Yalnızlık ve esaretin çaresi var, ama, sevgilinin hasreti… Sevgilinin hasreti… Sevgilinin hasreti…”

Ey Aşk!

Ey Aşk!
Ateştir senin nesebin
Niteliğin dumandır, kaynağın ise rüzgar
Su tufana dönüştü toprak da küle..
Senin kokunla ateş rüzgara karıştı
Şirin’siz her saray bisütûn gibi viranedir,
Ferhat’sız her dağ bir saman çöpüdür rüzgarda
Yedi nesil öteye tüm atalarımız gâmdı
Bize miras kalan hep sonsuz keder oldu
Rüzgar esince toprağımızdan senin kokun geliyor
Sadece sen kalacaksın
Biz hepimiz gidince…
Hafız-ı Şirazî


Allah Yakındır” filmi izlediğim en iyi İran filmlerinden biri diyebilirim. Sanatsal açıdan birçok başarılı noktaya imza atılmış film. 2006 yapımı olan filmin yönetmen koltuğunda Ali Veziriyan oturuyor. Filmde birçok başarılı oyuncu yer almasına karşın, baş rolü üstlenmiş Babek Hamidiyan bizlere büyük bir oyunculuk başarısı sergileyecek. İran filmlerinin alışılagelmiş yüz yapılarının aksine, dikkat çeken görünüşü ve müthiş oyunculuğuyla İran sinemasına renk kattığı katıksız bir gerçek. Filmde Bebek Hamidiyan’a başarılı oyuncu İlnaz Şakirdost eşlik ediyor.

Filmin başrolünde göreceğimiz Rıza, çevresindeki insanların akli melikelerinin yerinde olmadığını düşündüğü bir insandır. Motosikletle taksicilik yapmaktadır. Bu cümleye pek alışık olmasakta, filimde öylesine güzel işlenmiş ki bu konu, bir süre sonra motosiklet gördüğünüz an taksi mahiyetinde olduğunu anlıyorsunuz. Yolu bozuk olan köy okuluna gelen yeni öğretmenin okula gitmek için Rıza’nın motosikletine binmesiyle başlayacak hikayemiz.

Kendinden geçip yar olmanın sırrını anladım dediğiniz anda, yardan geçmenin sırrını fısıldayacak film kulağınıza. Saf sevginin ve hasretin ilmek ilmek işlendiği film de kulağımıza çalınacak melodiler ve şiirler de Fars edebiyatının tüm hünerlerini göreceğiz.

Henüz yolun başında olanlara ilk ders niteliğinde bir film var karşımızda. Birde unutmadan söyleyelim, ilk dersimiz “su” olacak. Film adeta su dersini almayan kurak gönülleri ıslatmak için çekilmiş. Hemen hemen her İran filmini yorumlarken, duygunun ne denli derin işlendiğini belirtme gereği duyuyorum. Ancak bu filimde bu bambaşka bir boyut kazanıyor. Derinleşip adeta bir baş yapıta dönüşüyor. Kesinlikle izlenmesi gereken bir eser var karşımızda.

Geldi üzerime üç keder, bir anda;
Yalnızlık, esaret ve sevgilinin hasreti.
Yalnızlık ve esaretin çaresi var,
Ama, sevgilinin hasreti. Sevgilinin hasreti. Sevgilinin hasreti.

İyi seyirler dilerim.

Allah Yakındır

 

Allah Yakındır – İran Filmi

01

İran’da yaygın olarak yapılan motor taksiciliği ile uğraşan Rıza saf bir kimsedir. Köyde sel olup yol kapanınca, okulun muallimesini motoruyla okula bırakır ve ona aşık olur. Fakat aşkı saf olduğu kadar karşılıksızdır da. Ali Veziriyan; aşkı ruhanî ve irfânî bir bakış açısıyla ele almış. Mecazi aşktan gerçek aşka geçiş öyküsü, ağır ağır ilerleyen, hangi repliğini yazsam bilemediğim kaliteli bir yapım.

“Allah’ım..! Hamd sanadır; tüm teşekkür edenlerin şükrü sanadır. Bu acı ve musibetten dolayı (da) yine sana hamd olsun. Allah’ım, (huzuruna) varacağım gün Hüseyn’in şefâatini bana nasip eyle, ve indinde, İmam Hüseyin ve canlarını Huseyin’in yoluna feda eden ashabıyla birlikte, durmam için ayağıma sebât ver Allah’ım.”

Ey Aşk!
Ateştir senin nesebin
Niteliğin dumandır, kaynağın ise rüzgar
Su tufana dönüştü toprak da küle..
Senin kokunla ateş rüzgara karıştı
Şirin’siz her saray bisütûn gibi viranedir,
Ferhat’sız her dağ bir saman çöpüdür rüzgarda
Yedi nesil öteye tüm atalarımız gâmdı
Bize miras kalan hep sonsuz keder oldu
Rüzgar esince toprağımızdan senin kokun geliyor
Sadece sen kalacaksın
Biz hepimiz gidince…

bir tutam anı

Allah Yakındır

Hüda Nezdik Est [Allah Yakındır] – İran Filmi

Bedenler, ruhların gölgesi. Bu dünyada yudumladığın her duygu gerçek olamayacak kadar sahte. Yetiyor mu onu gördüğünde kalbinin atışı sana?

Kulağına çarpan her tını alışılmış, bayatlamış. Düşüncesizce harcıyorsun duygularını. Göz yaşların yok yere akıp gidiyor, halbuki ne değerli onlar.

Aramalısın artık. Karanlıklar içindeki küçük lambanı yak. Cılız ışık bir gün elbet şiddetlecek. Gölgelere bakmaktan ağrıyan gözlerine üzülüyorum. Güneşin parıltısı bile kıskanıyor çünkü onları, biliyorum.

Peşinde koştuğun bir şeyler var. Koşarken kırıp, döktüklerine bakıyor musun hiç? İlerlediğin yol uzuyor, canın sıkılıyor. Nefes alamıyorsun bazı geceler. Uyku seninle köşe kapmaca oynuyor sokaklarda. Elindeki kitap sabaha karşı düşüyor belki.

Yırtılmış sayfalar masamın üzerinde. Üzerine dökülmüş kelimeler var. Kan mı mürekkep mi ayırt edemiyorum.

“Yüreğim kanıyor ama heyhat! Bu yaraya merhem yok.”

01

Yüreğinin nerede olduğunu elbet biliyorsun ama beklemeyi bilmiyorsun. Sabret diyor birileri. Ne için sabredeceğim diyorsun. Haklısın! Sabretmeyi öğrenmen gerekiyor, beklenen bir gün zaten gelecek.

02

Kapının önünde umutla beklemek kapının açılmasından daha mı güzel, ne dersin?

03

Beklemek her daim umutla olmayacak yanında keder oturacak kimi zaman.

04

Şiirleri diğer sözlerle bir tutma! Onları herkes anlayamaz. Senin hislerinle benimkiler de aynı olmaz. Şiirler her ruha farklı fısıldar.

Kırgınken şiirler senin de sırtını sıvazlıyor gibi değil mi?

Bu filmi izlerken duyduğun şiir de bir gün tesellin olacak.

05

Bu fotoğrafın anlamını filmi izleyince anlayabileceksin. O saksıların arasında duran basit bir kasadan çok daha fazlası olduğunu anlayınca bu filmin değeri can bulacak zihninde.

Betül Erkoç, Neptünlü Kedinin Defteri.

Allah Yakındır

Tasavvufla ilişkisi olmayan birisinin bu filmi nasıl bulacağını bilemiyorum. Aşkın zerresini tatmamış bir damak ne der? Böyle bir damağın lezzetine ilkin ne sunulmalıdır?

Bir rüyanın bir rüya olmadığını, bir pin kodu görevi gören rüyaların hasıl olduğu yaşamların nasıl bir dönüşüme uğrayabildiğini nasıl anlatmalıdır bunu deneyimlememiş birisine?

Deli denilmez aslında onlara diyebilmek ne mümkündür?

Zaptedilemez ruhları arada bir şahlanıveren, uçarı-aşırı bulunabilen insanlara olan muhabbetimden bahsetmek için iyi bir yer midir film kategorisi?

Farsça neden kulağıma hoş geliyor? Şair olmak için daha uygun bir dil var mı acaba?

Ali Veziriyan adlı yönetmenden. Daha önce izlemediğim bir yönetmendi. Çok sevimli bir filmdi benim için. Yaşama olan coşkusu, neşesi ile deli zannedilen Rıza’nın yol izini izlemek isterseniz buyrun. Oyunculuğu da enfesti. Tasavvuf öğeleriyle bezenmiş, eski görünümlü bir film… Ve filmin en önemli oyuncusu bir kasa aslında.

Filmden bir anekdot:
– Nereye gidiyorsun, Rıza? Tamamen hazırlanmışsın.
+ Leyla’nın peşinden gidiyorum, Seyyid Yahya. Leyla’yı arıyorum.
– Leyla dün kendi ayağıyla sana gelmişti, sen gitmesine izin verdin.
+ Başka bir Leyla’yı arıyorum. Kimsenin benden alıp-götüremeyeceği. İstediğim zaman, kendisiyle konuşabileceğim, bize her şeyden daha yakın olanın.. Eğer aşık olursan, başka kimseye muhtaç olmayacağın (O Leyla’nın)..
– Allah her yerde hazırdır. Nerede kendini O’na daha yakın hissediyorsan, ona bakmalısın. Bir yetimle ilgilenince, ya da bir evsize barınak sağladığında, veya bir hasta ziyaretinde, ya da bir kırık kalbe merhem olurken..
+ İkisini birden sevemem. İnsan nasıl olur da Leyla’sız yaşar?
– Herkes Leyla’yı arıyor. Fakat, bazıları hata ediyor. Sadece Allah biliyor.

Yol İzi

Allah Yakındır

Allah Yakındır” İran 25. Uluslararası “Fecr Film Festivali”nde (2007) en iyi yönetmen ve İtalya’da 10. Din ve Günümüz Film Festivalinde (2007) “Don Tonino Bello” ödüllerini kazanan yönetmenliğini Ali Veziriyan’ın yaptığı İran yapımı mecazi ve ilahi aşk konulu filmdir.

Film İran’ın küçük ve şirin bir köyünde geçmekte. Köyündeki insanlar Rıza’yı pek aklı başında olmayan bir genç olarak görüyorlar. Selden zarar gören anayolun yıkılmasından dolayı motosiklet taksiciliği yapan Rıza köye yeni atanan öğretmen Leyla Benyamil Hanım’ı görür ve güzelliğine hayranlıkla birlikte aşık olur. İçten içe aşkını büyüten Rıza yemeden içmeden kesilir. Öğretmenin bir başkasıyla evlenmesiyle birlikte Rıza artık kimseyle konuşmaz çöle düşen Mecnun misali sokaklarda Leyla’sını arar durur. Annesi, çevresindekiler ve doktorlarda Rıza’ya şifa bulamayınca son çare olarak Rıza’yı türbeye götürürler. Türbede gördüğü rüyayla birlikte Rıza kendine gelir ve ilahi aşkı bulur.
Rıza’nın temiz kalbiyle aşkın en saf halini izlerken gözyaşlarınızı tutamayacağınız bir çok sahne var.

Mucizevi bir deneyimle sonlanan “Allah Yakındır” filminde, aşkı ruhanî ve irfânî bir bakış açısıyla inceleyen yönetmen Ali Veziriyan’ın aldığı ödülleri hak ettiğini de göreceksiniz.

Vakit kaybetmeden izlemenizi tavsiye ederim. İyi seyirler.

Suna GÜLSOY

Allah Yakındır

Senaryosunu ve yönetmenliğini Ali Veziriyan’ın üstlendiği “Allah Yakındır” filmi, dünyevi aşktan ilahî aşka geçişin en güzel örneklerinden.

Çevresi tarafından akıl sağlığı yerinde olmadığı düşünülen ve “deli” olarak bilinen Rıza’nın, köye öğretmen olarak gelen Leyla’ya olan aşkı ve akabinde manevi aşkı bulma yolculuğunda yaşadıkları anlatılıyor.

Rıza, aslında fazla saf ve iyi niyetli bir gençtir. Abisi Yunus öldükten sonra annesiyle birlikte yaşayan Rıza, motosikletle insan taşımacılığı yapmaktadır. Köyün okul yolu bozuk olduğu için oraya araba gidememektedir. Böylece, köy okuluna öğretmen olarak gelen Leyla’yı da okula Rıza götürüp getirmeye başlar. Aralarında dile gelmeyen bir yakınlaşma başlar fakat işler Rıza’nın istediği gibi gitmez. Leyla’sı, uğruna yemeyi içmeyi kestiği aşkı, başka bir adamla evlenir.

Bu evliliğe engel olamayan Rıza, iyice derbeder olur. Adeta hayat amacını ve yaşama sevincini kaybeder. Rıza’nın içindeki aşk yavaş yavaş Allah aşkına dönüşecektir…

Aradan geçen yıllar her şeyi değiştirmiştir. Bir tek şey dışında; Rıza Leyla’yı aramaya devam etmektedir. Fakat aradığı başka bir Leyla’dır artık… Bu sırada oğlunun durumuna üzülen annesi, iyileşmesi için oğlunu türbeye getirir. Burada iki ruh da huzura kavuşacak ve Rıza, bambaşka bir insan olarak o türbeden çıkacaktır.

Motosiklet taşımacılığını bırakan ve türbede Seyyid Yahya ile birlikte her geçen gün Allah aşkına yaklaşan Rıza, artık her istediğinde yanında olabilecek, her daim onu dinleyecek ve en önemlisi onu terk etmeyecek olan maşuku arama yolculuğundadır. Bir gün, gördüğü bir rüya üzerine türbeye gelen öğretmen Leyla ile Rıza karşılaşırlar. Leyla, ona yaşadığı mecburiyetleri ve başından geçen hikâyeyi anlatır. Hayatın getirdiği tüm o zorluklardan sonra, Rıza hangi aşkın yolundan gidecektir?

Filmin, Leyla ile Mecnun’un bir uyarlaması olduğunu söylemek yanlış olmaz. Rıza artık Mecnun’dur. Tıpkı Leyla’sına kavuşamayan Mecnun gibi, tüm maddi varlıklarla ilişkisini kesmiş ve Allah aşkına ulaşmıştır. Kavuşamadığı aşkına da böylece kavuşmuştur aslında.

İnce mesajların da yer aldığı filmde, olayların yavaş seyri, izleyiciyi hikâyenin içine alıyor. Leyla ile Mecnun efsanesine de ufak dokunuşlar yapılan filmin sonu ise, yoruma açık bırakılmış. Aşkı hiçbir yerde değil, yalnızca içimizde aramamız gerektiğini anlatan bu film, mutlaka izlenmeli.

Zeynep Ece