Etiket arşivi: Resim Havuzu

Resim Havuzu

Resim Havuzu“, aile her şeyin üstündedir temasını çok iyi işleyen bir dram filmi. Ailelerimizi biz seçemiyoruz fakat şüphesiz ki aile, bu hayattaki en değerli hazinedir.

Meryem ve Rıza, her aile gibi çocuklarını çok seven, onun için her şeyi yapabilecek ebeveynlerdir. Diğer ailelerden farkları ise, Meryem ve Rıza’da zeka seviyelerinin düşük olmasıdır. Peki, bu durum gerçekten düşünüldüğü kadar kötü müdür? Filmde, ilkokul öğrencisi Süheyl’in, küçük yaşında, bu farklılıklardan dolayı kendisiyle yaşadığı hesaplaşma anlatılıyor.

Meryem ve Rıza, hastanede birbirlerini ilk gördükleri anda aşık olurlar ve evlenirler. Bu evlilikten Süheyl ismini verdikleri bir çocukları olur. Süheyl, anne ve babasıyla tıpkı arkadaşlarıymış gibi oyunlar oynamayı, film izlemeyi ve şakalar yaparak eğlenmeyi sevmektedir. Meryem her gün aynı yemeği farklı şekillerde yapar. Başka bir yemek yapmayı öğrenmek onun için oldukça güçtür çünkü… Süheyl’in matematik ödevlerini, çalıştıkları fabrikanın mühendisine yaptırırlar. Süheyl için bunlar ufak şeylerdir fakat içinde biriktirmiştir. Neden normal bir anne babası olmadığını düşünmeden edemez.

Evde oldukça iyi vakit geçiren bu çekirdek ailenin dramı, Süheyl’in okul müdiresi Merziye Hanım’ın, Süheyl’in annesini okula çağırmasıyla başlar. Süheyl annesinden utanır ve onun okula gelmesini istemez. Meryem okula gitmesine kızan Süheyl’i akşam lunaparka götürür. Fakat Meryem oradaki dev oyuncaklardan korktuğu için hiçbirine binmeden apar topar eve dönerler. Bu olaydan sonra annesinin resim defterini yırtan Süheyl, artık utanmayacağı, normal bir anne baba istediğini söyler. Okuldan sonra müdirenin evine giden Süheyl, onun oğlu olmak istediğini söyler…

Müdire Hanım bu durumun geçici olduğunu bildiği için Süheyl’in evde kalmasına izin verir. Meryem ile Rıza bu duruma çok üzülürler. Meryem, oğluna pizza yapamadığı için gittiğine emindir. Süheyl için pizza yapmaya karar verir. Tüm pizza malzemelerini tek tek yerleştirecek kadar saf bir kalbe sahiptir. Pizzası yandığında da Süheyl’in dönmeyeceğini düşünür.

Süheyl ise anne babasını merak etmektedir. Evin çocuğu olmasına rağmen, Meryem ve Rıza, Süheyl’in çocuğudur sanki. Eve tek başına gidip gidemediklerini, kendisi olmadan başlarının çaresine bakıp bakamayacaklarını merak etmeden duramaz. Bir gün, annesinin yapabildiği tek yemeğin müdire hanımın yemeklerinden daha güzel olduğunu söyler. Süheyl, ailenin değerini anlamış ve evine dönmeye karar vermiştir. Çekirdek ailenin mutluluğu kaldığı yerden devam eder…

İzlerken gözyaşlarınıza hakim olamayacağınız sahneler için sizi şimdiden uyaralım. Filmin konusunun yanı sıra, oyuncular da oldukça iyi performans sergilemiş. Peçetelerinizi hazırlayın ve bu harika aile filmini, ailenizle birlikte izleyin.

Zeynep Ece

Resim Havuzu

Hamit Muhammedi’nin yüreğinden kalemine dökülen, Maziyar Miri’nin yönetmenliğini üstlendiği; “Havz-ı Nakkaşi” (Resim Havuzu) izlediğim ve beni derinden etkilemeyi başaran ender bir film. Filmin hemen hemen her sahnesinde gözlerimin dolduğu, yer yer kızdığım, yer yer güldüğüm yadsınamaz bir gerçek…

 

Rıza ve Meryem normal insanlardan farklıdır; bu farklılık onları özel kılan, diğer insanlardan ayıran en önemli unsurdur. Rıza ve Meryem bu farklılıklarıyla hayatın zorluklarına ve karmaşasına göğüs geriyor, birbirlerine duydukları aşkla yaşama tutunuyor, gülümsemeyi başarabiliyorlar. Bir de oğulları Süheyl var tabi; Allah’ın bir lütufu olarak görüyorlar ve oğullarının her istediğini yapmaya çalışıyorlar. Ama çocukları anne babasından memnun değildir, onlardan utanır… Bir gün öğretmeni Süheyl’e annesiyle konuşmak istediğini belirterek okula davet eder ama Süheyl bunu ailesinden gizlemeyi tercih eder. Ancak Meryem okula gelir, Süheyl öğretmenler odasının kapısından gizli gizli öğretmeniyle annesinin konuşmalarını dinler, eve giderken annesine neden okula geldiğini, onu utandırdığını söyleyerek kızar…

 

Yavaş yavaş, acele etmeden, abartıdan uzak, hayatın içinden detaylarla ilerliyor film, Meryem ve Rıza karakterlerine hayat veren oyuncular Nigar Cevahiriyan ve Şahap Hüseyni’nin doğallıkları ve ustalıkları kelimenin tam anlamıyla muhteşem, kendilerini seçen direktörü de kutlamak, hatta ayakta alkışlamak gerekir. Film için öyle karakterler yaratılmış ve o karaktere öyle muhteşem bir oyunculukla can verilmiş ki; gerçekten filme emeği geçen yönetmen ve senarist büyük bir tebriği hak ediyor…

 

Filmi çok detay vermeden azıcık daha özetlemeye çalışayım.

 

Meryem resim çizmeyi seviyor ve çizdiği resimleri oğluna göstererek puan vermesini istiyor; Süheyl de biraz istekli biraz isteksiz annesinin resimlerini değerlendirip ona puan veriyor…

 

Süheyl aslında sınıf arkadaşının annesi ve aynı zamanda öğretmeni olan kadının; annesi olmasını istemektedir, onu daha çok anneliğe yakıştırıyor; bilgili, güzel yemek yapmayı ve güzel giyinmesini bilen bu kadına hayranlığını gizlemiyordur…

 

Süheyl bir gün anne ve babasına kızar, onlardan utandığını, onları beğenmediğini belirtir ve Rıza da oğlunun bu sözleri karşısında hem üzülür hem de kızar ve tepkisini bir tokat atarak gösterir, tokat attıktan sonra pişman olmuş ama iş işten geçmiştir; Süheyl bu tokadın üzerine öğretmenin evine gitmiş ve artık onun çocuğu olmak istediğini belirtmiştir. Öğretmeni Süheyl’in bu durumuna anlam verememiş ama küçük çocuğu kıramayarak evinde misafir etmiş, aynı zamanda Meryem ve Rıza’yı bigilendirmiştir. Meryem ve Rıza perişan bir haldedir, bütün neşeleri, sevinçleri gitmiştir, zaten hayat onlar için zordur, bir de Süheyl’in gitmesi onların hayatını daha da zorlaştırmıştır…

 

Oğullarının bir daha hiç gelmeyeceğini düşünen anne baba okula gider; Rıza okulun dışından cam kenarında oturan oğluna öğretmene ve öğrencilere görünmeden bir şeyler söyler… Süheyl pişmandır ve evini de özlemiştir. Akşam öğretmenin ailesiyle yemek yerken; annesinin o yemeği daha güzel yaptığını söylerek, tabağıyla oynar, aslında annesinin yaptığı hiçbir şeyi beğenmeyen çocuk hatasını ve annesinin kıymetini anlamıştır. Öğretmeni şefkatli ve merhametli bir kadındır; Süheyl’in gözündeki pişmanlığı görür ve kocasıyla birlikte Süheyl’i evine götürürler, Rıza ve Meryem’e dünyaları vermişlerdir…

 

Dram kategorisinde oldukça güçlü olan bu filmin fragmanını izlerken bile etkilendiğim gerçeğini göz ardı edemiyorum. Senaryo ve işleniş biçimi oldukça güzel; izleyiciyi; filmin akıcılığına kapılıp gidiyor. Ben büyük bir keyifle izledim ve izleyicilerinde aynı duyguları hissederek duygulanacağını düşünüyorum.  İyi seyirler…

 

Elif Sena

Resim Havuzu

Film izlerken her insan biraz seçicidir ve her insan ayırt ettiği bu boş vakti dolu dolu geçirmek ister.  Bu kadar yoğun yaşanan bir hayatın içinde kendimize ayırdığımız vakit bizler için o kadar değerlidir ki bunu harcadığımız filmin de bir o kadar değerli olmasını isteriz. İşte tam da bu değere sahip, 2013 yılı İran yapımı “Resim Havuzu” filmiyle hem kendinize normal bir birey olarak dünyaya gelmemiş insanlara karşı bir farkındalık oluşturacak, hem de farklı bir kültüre sahip sinema filmi izleme zevkine doyacaksınız. Muhteşem bir yönetmenlik ve son derece güzel bir kurguya sahip bu filmi izleyerek kendinize güzel bir iyilik yapın.

Eğer drama tadında olan filmleri seviyorsanız bu film tam size göre… Ben izlerken oldukça fazla etkilendim. Film de kullanılan müzikler insanın yüreğine yüreğine dokunur cinsten. Hayata 1-0 mağlup başlayıp bu farkla yaşarken, normal bir çocuğa sahip olup bir de üstüne ona yetememek düşüncesi korkunç olmalı. Ancak bu güzel çift her şeye rağmen yetinmeyi bilerek ve daha fazlasını istemeyerek mutlu olma sanatında oldukça başarılı oluyorlar.

Karşıdan karşıya geçmek, resim yapmak, luna parka giderek buradaki oyuncaklara binmek ve hatta pizza yapmak ne kadar sıradan ise onlar için bunların her birinin sıra dışı olmasına şaşırmadan edemeyeceksiniz.

Hızlı bir tempoda hayatımızın geriye kalan günlerini tüketirken bu film sayesinde yaşadığınız dünyaya bambaşka bir pencereden bakarak ufkunuzun açıldığını ve genişlediğini fark edeceksiniz.

Herkes gibi normal bir insanı filmde canlandırmak her oyuncu için elbette çok zor olmayacaktır diye düşünüyorum. Ancak burada sergilenen oyunculuk o kadar gerçekçi ve doğal ki başrol oyuncularının gerçekten normal olmadığına inanabilirdim. Etkilendiğim filmleri düşündüğüm de hepsinin ortak noktası tabi ki hayatımda yaşadığım şeylere izlediğim filmlerde rastlamak olmuştur. Bu filmi izlerken bir an çocukluğum gözlerimin önünden çok klişe olacak ama adeta film şeridi gibi geçip gitti. O kadar içten ve gerçekçi bir film ki matematik dersinin zorluğundan şikâyet eden bir çocuğun, ödevlerini yapamaması ve annesinin okula gelmemesi için elinden geleni yapması eminim izleyenlere tanıdık gelecektir. Film de en etkilendiğim repliği söylemem gerekirse “ yalnız ağlarken başını dik tutup ağla” sözü olacaktır. Son derece anlamlı ve son derece manidar… Engelli bir babanın oğluna verebileceği en güzel nasihatti.

Ve son olarak filmin ilk dakikasından son dakikasına kadar duygusal bir yoğunluk yaşayacaksınız şimdiden kendinizi bu duygu seline kaptırmaya hazır olun, benden söylemesi 🙂

Özgee

Resim Havuzu

Resim Havuzu” filmi başlangıç anıyla beni mest etmeye yetti. İlk andan itibaren oyunculuk anlamında gerçekten kaliteli ve başarılı bir oyuncu kadrosuyla karşı karşıya olduğumu anladım. Filmin baş karakterlerinden Meryem ve Rıza oldukça farklı bir zekaya sahip insanlardan. Dünyanın kötülüklerinden arınmış, insan olmanın sadece saf ve temiz özelliklerini almış kişilikte iki insan. Bir şekilde hayat yollarını kesiştiriyor ve bir aile kuruyorlar. Bu aileden de Süheyl isminde bir çocukları dünyaya geliyor.

Süheyl okul dönemi geldiği zaman ailesinin durumu yüzünden okula gelmelerini istemez. Hatta öğretmeni çok ısrar etmesine rağmen annesini dahi okula getirmek istemez. Ailesiyle çok güzel vakit geçirir ancak sanırım diğer insanlardan farklı bir anne babası olduğu için onlardan utanıyor. Bu sebeple de ailesini kendi çevresinde pek bulundurmak istemiyor. Küçük bir çocuk için toplum baskısı sebebiyle normal görülebilecek davranışlar sergiliyor aslında, insanın içini burksa da alay edilme korkusuyla ailesini saklama isteğinde olması Süheyl için çok ayıplanacak bir durum teşkil etmiyor. Çünkü onun için normal olan ailesinin büyüdükçe diğer insanlara göre farklı olduğunu görüyor.

Büyümekte olan bir çocuk her zaman ailesi ile sorunlar yaşar. Bununla baş edebilecek psikolojiye sahip aileler için bile bu oldukça zorlu bir dönemdir. Her şeyin en iyisini Süheyl için yapmaya çalışan Meryem ve Rıza’nın maalesef imkânları kısıtlıdır. Farklı olmaları sebebiyle belli işlerde çalışabilmektedirler. Bu nedenle kazançları da fazla olmamaktadır ve Süheyl’in her ihtiyacını karşılayamamaktadırlar. Süheyl üzerinde de normal bir ailede anne babanın çocuklarına uyguladığı baskıyı kolay kolay uygulayamazlar. Aslında onlar da Süheyl ile birlikte çocuk olmaktadır. Bu onların kötü birer ebeveyn olmasından değil tamamen saf duygularla çocuklarını sevmelerinden kaynaklanmaktadır.

Süheyl’in ailesinden kopma isteğine mi üzülsem, ailesinin içinde bulunduğu ve çıkamayacakları çaresiz duruma mı üzülsem bilemedim. İçim gerçekten burkuldu. Kötü şeyler bir başladı mı ardı arkası kesilmez ya, sanki Meryem ve Rıza’nı yeterince sıkıntıları yokmuş gibi başka dertler de üst üste gelir. Ekonomik anlamda sıkıntıya giren aile, Süheyl’in aykırı davranışlarıyla daha da sıkıntı çekmektedir. Ancak bu noktada bile Meryem ve Rıza’nın birbirlerine destek oluşlarına tanık olmak insanın içini ısıtıyor. Normal bir insan olarak onların yaşadıkları zorluklara kolay kolay göğüs geremeyecek insanlar için hayata tutunuşlarıyla büyük bir ders veriyorlar ve bu mükemmel insanlar sadece kendi hayatlarını değil diğer insanların hayatlarını da değiştiriyorlar. Hem de kendine akıllı diyebilecek birçok insandan daha masum ve daha güzel bir şekilde.

Çok etkileyici bir film, mutlaka her kesimden ve yaştan insanın izlemesi gereken bir yapıt olmuş.

Irene Monk